Ali Babacan, bankalarımızı övdü

ali_babacan

ali babacan bankalarımızı övdü, Uzun süredir bizlere yazılı bir açıklama sunmayan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bugün Hürriyet gazetesinde ülkenin şu anki finansal durumunu değerlendiren bir yazıyı paylaştı. Paylaştığı yazıda şu anda Türkiye’deki bankaların dünyada parmakla gösterilen değerlere sahip olduğunu, takibe geçen alacak oranıyla da dünya ortalamasının üstünde olduğunu ifade ederken ülkede 50 bankanın faaliyet gösterdiğini ve bunların toplam aktifliklerinin ekonominin de üstünde olduğunu dile getirdi.

Ekonominin tüm bileşenleriyle etkileşim halinde olan bankacılık sektörü yalnızca finansal sektörün değil tüm ekonomik sistemin ana unsurlarından birisini teşkil etmektedir. Reel sektörümüzün finansmanı ağırlıklı olarak bankacılık sektörümüz vasıtasıyla gerçekleşmektedir.

Bankacılık sektörü, ülkede oluşan tasarrufların ekonomiye kazandırılarak kaynakların verimli alanlara yönlendirilmesinde kilit bir fonksiyona sahiptir. Bankacılık sektörü, bu finansal aracılık fonksiyonunun yarımda, Merkez Bankası tarafından yürütülen para politikalarının mali sisteme aktarılmasında da önemli bir rol oynamakta, ödeme sistemlerinin etkinliğine katkıda bulunmakta ve uluslararası ticaretin gelişmesine önemli katkılar sağlamaktadır.

Finansal sektördeki sıkıntıların ortaya çıkmasıyla başlayan, fakat sonrasında bu sektörle sınırlı kalmayarak kısa bir süre içerisinde belli başlı ülkeleri iflasın eşiğine getiren, küresel finans sistemindeki bazı önemli aktörlerin iflasına neden olan ve milyonlarca inşanı işsiz bırakan küresel finans krizi hala etkilerini yaşadığımız sıkıntılı bir süreci beraberinde getirmiştir. Yakın dönemde yaşanan bu gelişmeler, finansal sektörün sadece ulusal ekonomiler için değil küresel ekonomik ilişkiler açısından da önemini ortaya koymuştur. Tüm bu yaşananların neticesinde küresel ekonominin potansiyel büyüme hızının düşmesiyle birlikte de, ilgili tüm taraflar finansal istikrarın korunmasının önemini daha iyi kavramış durumdadırlar.

KRİZLERDE DENEYİMLİ

Ülkemiz ise bu alanda ciddi bir tecrübeye sahiptir. 2000-2001 yıllarında bankacılık sektörü kaynaklı ağır bir kriz neticesinde milli gelirimizin 3’te l’nin üzerinde ağır bir fatura ödedikten sonra, zor ama finansal sistemimizi sürdürülebilir bir noktaya getirmek açısından gerekli ve doğru adımlar atılmıştır. Mali yapısı güçlü olmayan bankalar sermaye artırma, birleşme ve satm alma gibi yollarla daha sağlam yapılara kavuşturulmuştur. Finansal sektörde yüksek bir paya sahip olan bankacılık sektörünün sağlıklı işlemesi için yeni bir Bankacılık Kanunu uygulamaya konulmuş, aynca Banka Kartlan ve Kredi Kartları ile Konut Finansman Sisteminde gerekli düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Bankacüık reformuyla birlikte, düzenleme, gözetim ve denetim çerçevesi, yeniden kurgulanarak uluslararası standartlara yükseltilmiştir.

Kriz dönemlerinde ekonominin bütünü açısından konvansiyonel bankalara kıyasla daha destekleyici bir fonksiyon üstlenebilen katılım bankacılığının gelişmesi için önemli düzenlemeler yapılmıştır. Tüm bu olumlu gelişmelerin neticesinde güçlü bankacılık sektörümüz, sağlam kamu mali dengemizle birlikte kriz sürecinde çok başarılı bir sınav vermiş ve bizi diğer ülkelerden olumlu yönde aynştiran unsurların başında gelmiştir.

PARMAKLA GÖSTERİLİYOR

Bugün geldiğimiz noktada, toplam 50 bankasıyla finansal sektörümüzün yüzde 90’ından fazlasını oluşturan bankacılık sektörümüzün toplam aktifleri ekonomimizin üstünde bir büyüklüğe ulaşarak 1.8 trilyon TL’yi aşmıştır. Kamu maliyesinde sağlanan disiplinin sayesinde kamu kesimi borçlanma gereği azalmış, bankalarımızın reel sektöre daha fazla kaynak ayırabilmesinin yolu açılmış ve kredilerin banka varlıkları içindeki oram 2002 yılındaki yüzde 23 seviyesinden Temmuz 2014 itibariyle yüzde 61 seviyesinin üzerine yükselmiş ve toplamı 1.1 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Finansal sağlamlık göstergeleri açısından, yüzde 16’nm üzerinde bir sermaye yeterliliği ve uzun bir süredir yüzde 3’ün altında gerçekleşen takibe geçen alacak oranıyla dünyada parmakla gösterilen ve güven duyulan bir bankacılık sektörüne sahibiz.

Bankacılık sektörünün uzun süreden beri yurtdışından makul maliyetlerle borçlanabilmesi, tahvil ihraçlarına yabancı yatırımcıların gösterdiği yüksek talep, oluşan bu güvenin somut bir örneğidir. Benzer biçimde uluslararası yatırımcıların son dönemde önemli miktarda sermaye ile banka kuruluş ve faaliyet izni almaları da sektörün geleceğine dönük olumlu algının bir başka yansımasıdır.

KOBİ KREDİLERİ ARTIŞI

Bankacılık alanında elde edilen bu kazanımları ve güveni geleceğe taşımak için hükümetimiz, Merkez Bankamız ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz başta olmak üzere tüm ilgili taraflar yoğun ve gayretli çalışmalarını sürdürmektedir. Mikro ölçekte bankalarımızı kapsayan düzenlemelerin yanı sıra makro finansal risklere ilişkin olarak 2011 yılından bu yana makro-ihtiyati tedbirleri başarıyla uygulamaktayız. İthalata dayalı tüketimi tetikleyebilecek tüketici kredilerinin büyüme hızlarının daha makul ve sürdürülebilir bir seviyeye inmesini ve kredilerin üretime, ihracata ve KOBİ’lere yönelmesini hedefleyerek Ekim 2013, Kasım 2013 ve Ocak 2014’te de bir dizi makro-ihtiyati tedbiri hayata geçirdik.

Tüm bu tedbirlerin hedeflenen etkileri gösterdiğini veriler de somut olarak ortaya koymaktadır. Nitekim 2011 yılının Mart ayında kur etkisinden arındırıldığında yüzde 34.2’ye yükselen yıllık kredi artış oram, 12 Eylül 2014 tarihi itibarıyla yüzde-18.1 ‘e, Temmuz 201 l’de yüzde 38.5’e yükselen bireysel kredilerdeki yıllık artış oram yüzde 10.5’e ve Aralık 2012’de yüzde 30.9’a yükselen kredi kartı harcamalarındaki yıllık artış oram negatif yüzde 9’a gerilemiştir. Bireysel kredilerin 13 haftalık ortalamalar üzerinden hesaplanan yıllık artış oranı 12 Eylül 2014 itibarıyla yüzde 11.9 iken şirketler kesimine kullandırılan kredilerin yıllık artış oranı yüzde 25 olarak gerçekleşmiştir. Kredi büyümesinde tüketici kredilerinden ziyade kurumsal/ ticari ve KOBİ kredilerindeki artışın etkili olduğu anlaşılmaktadır.

SAĞLIKLI YAPI ÖNEMLİ

Bunların yanı sıra, finansal sistemin sağlıklı işlemesinin temel şartlarından biri, finansal sistemden istifade eden bireylerin haklarının teminat altına alınmış olmasıdır. Bu nokta da, vatandaşlarımızın haklarını korunmasına ilişkin tedbirlerin popülizme prim vermeden alınmasına ve finansal okur-yazarlığın ülkemizde gelişmesine ilişkin yoğun çabalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de gerek finansal sektörümüze gerekse ekonomimizin bütününe ilişkin gelişmeleri çok yakından izlemeyi ve gereken tedbirleri almayı sürdüreceğiz. Her bir makro ihtiyati düzenlemenin büyüme ve cari açık üzerindeki etkilerini değerlendirerek, gerekli adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz. Bankacılık sektörümüzün sağlıklı yapısını koruması, ülkemizin refah seviyesini yükseltmek ve 2023 hedeflerine ulaşmamız açısından önemlidir. Dünyada büyük bir başarı hikayesi olarak örnek gösterilen bankacılık sektörümüz ülkemizin sürdürülebilir büyümesinde ve kalkınmasında kendisine düşen rolü büyük bir başarıyla yerine getirecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir